Etiket arşivi: yazı

Parsons Moda Dekanı Burak Çakmak’la Sürdürülebilirlik Üzerine Bir Sohbet

Mezunu olduğum Parsons New School for Design’da, ben mezun olmadan kısa süre önce, Moda Fakültesinin başına yeni bir dekan geldi. Sürdürülebilirliğe büyük önem veren Parsons, Burak Çakmak’ı, moda sektöründe bu alanda uzun yıllardır yürüttüğü başarılı çalışmalarından dolayı seçmişti. Fashion Revolution ile çalışmalarıma başladıktan sonra, kendisini New York’ta ziyaret ettim ve bol bol tavsiye aldım. Bu ilham verici sohbeti Istanbul-in-Between’de okuyabilirsiniz.

Kadınlar gününü kutlarken unutmamamız gerekenler

ilüstrasyon: Frances Cannon

Tüm kadınların kadınlar günü kutlu olsun! Kutlamalar, tebrikler devam ederken, bir önceki yazımda verdiğim Gratis örneğinde görüldüğü üzere, iyi niyetli de olsa, zararlı algı ve klişeleri besleyen söylemler gırla gidiyor. Bu yüzden bugün gözüme çarpan birkaç noktayı paylaşmak ihtiyacı oldum. Birbirimizin daha iyi yanında olabilmek için, dayanışmayla!

1. Pozitif olduğuna inandığımız değerler dahil, kadınlar (veya herhangi bir insan grubu) hakkında yapılan genellemeler zararlıdır.

Kadın, sırf kadın olduğu için hiçbir şey olmak zorunda değildir. Narin, nazik ve “annelik erdemiyle” bezenmiş olmak zorunda olmadığı gibi güçlü, şefkatli ve güzel olmak zorunda da değildir. Kadın kadındır.

2. Kimin kadın olup kimin olmadığına karar vermek kişinin kendisinin dışında hiç kimseye düşmez.

Şimdi sorgulamadan kabullendiğin o normları yavaşça yere bırak dostum.

3. İkili toplumsal cinsiyet, bir toplumsal inşadır. Cinsiyet de öyle.

“Toplumsal inşa”, insanlar tarafından üretilmiş kültürel kavramlar anlamına gelir. Bir şeyin toplumsal inşa olması, var olmadığı anlamına gelmez. Örneğin, diller de birer toplumsal inşadır ama diller aracılığıyla birbirimizle gayet anlaşabiliriz. Vardırlar ve gerçektirler. Ancak kadınlığın ve erkekliğin var oluşu, bunların tek gerçeklik olduğu anlamına gelmez; bu ikili yaklaşım, son derece kısıtlayıcı bir tutum. Aynı şekilde, çoğu zaman “doğal” kabul ettiğimiz “cinsiyet” olgusu da, aslında yine kimin “erkek” kimin “dişi” olduğuna dair insanlığın kendi yargıları üzerinden vardığı bir sonuç; doğada bunun çok ötesinde bir çeşitlilik mevcut. Bu çeşitliliğin mevcudiyeti, kimsenin kendi kimliğini tehdit etmek zorunda değil; önemli olan kadınları kutlarken bu çeşitliliğin ve algıların farkında olmak.

Moda Tarihi Yazı Dizisi Devam Ediyor: Balenciaga, Givenchy ve Courreges

Modakariyeri.com ile geçen sene başladığımız moda tarihine devam ediyoruz.

Kumaş büyücüsü ve basın düşmanı Cristobal Balenciaga, Audrey Hepburn’un tarzıyla eş anlamlı hale gelen Hubert de Givenchy, ve 1960’ların Uzay Çağı estetiğinin sorumlularından Andre Courreges‘in hayatları ve çalışmaları yayında!

Serinin tamamı için 

Paris Couture Moda Haftası: Iris Van Herpen

Dün başlayan Couture Moda Haftası’nda, oldum olası sıradışı tasarımlarıyla bildiğimiz Iris Van Herpen’in podyumunu görünce içimde o müzede etkileyici bir sanat eserine bakarken gelen his hareketlendi. Tekstil teknolojisini optik ilüzyonlar yaratmak için kullanan tasarımcının bu podyumunda, estetik olarak taze bir şeyler var.

 

 

Moda Kariyeri: Moda Sektörü 2016’ya veda ediyor

Moda Kariyeri’yle birçok ortak çalışmaya imza attığımız bir yilin ardından, 7 Aralık’ta 2016’nın son “Moda Kürü”nü yapmak ve moda sektörü açısından geçtiğimiz seneyi değerlendirmek üzere toplanmıştık. Yaptığımız degerlendirmeler üzerine Aslı Özbek’in yazısıni şimdi Moda Kariyeri sitesinde okuyabilirsiniz.

Manifold.press: Moda haftaları neydiler, ne oldular, nereye gidiyorlar?

“…Eylülün ortasında başlayıp yaklaşık bir ay boyunca devam eden süreç, moda çevrelerinde ‘Moda Ayı’ olarak bilinir. Bu mevsimde New York ile başlayan moda haftaları zinciri —moda basını, global üne sahip bloggerlar ve moda profesyonelleri uçaklara binip oradan oraya koştururken— arkasında hazırlıklar başladığından beri uyumamış, damarlarında kan yerine kafein dolaşan bir zombi stajyer ordusu bırakarak Milano’ya, Londra’ya ve Paris’e doğru devam eder. Elbet bu saydıklarım ‘büyük dörtlü’, yani moda dünyasının başkentleri kabul edilen şehirlerde gerçekleşen moda haftaları; bunların dışında İstanbul da aralarında olmak üzere birçok büyük şehirde moda haftaları düzenleniyor. Bu moda haftaları, bir yandan belli bir geleneği sürdürürken, bir yandan da moda sektörünün baş döndürücü hızına yetişmek, adapte olmak ve dönüşmek durumundalar. Mekânlar ve metotlar her sezon moda rüzgârlarına göre yön değiştirirken, 2016’da gelen ‘şimdi gör, şimdi al’ modeli, internet çağının gerektirdiği daha derin bir değişime sebep oluyor ve döngünün ritmine el atıyor.”  devamı

“Unutulan Sanatlardan Unutulmaz Hediyeler”

Modada sürdürülebilirlik ve etik üretimle, yani doğal kaynakların ve insan kaynaklarının korunması ile ilgilenmeye ve kendi giyim alışkanlıklarımı bu yönde değiştirmeye başladığımdan beri kıymetini tekrar anladığım şeylerden biri, zanaat ürünleri oldu. Tasarımın sanata yaslanan yanının ezelden beri devam eden yüzü olan bu üretim teknikleri, belli bir geleneksel değeri aktarırken, bir yandan da büyük bir el emeğiyle paha biçilemez bir duygusal değeri olan eserler üretmeye devam ediyorlar. Değişen alışveriş alışkanlıklarımızla gittikçe daha arka plana itilen bu değerli sanatlarla uğraşanlar her geçen gün azalıyor.wp-1477833138000.jpg

Bu kaybolan değeri tekrar parlatıp vitrine koyma amacını güden mydastar.com ise, bu geleneksel emekle alışageldiğimiz kolaylığı birleştiriyor ve el işi ürünlerini, bir e-ticaret sitesiyle ulaşımımıza sunuyor.

wp-1477833094673.jpgBen”%100 doğal pamuk ipliğinden geleneksel yöntemler ile dokuma tezgahlarında tamamen el emeği ile üretilmiştir” yazılı bir not eşliğinde elime geçen  bu altın-bronz işlemeli el yapımı fuları çok beğendim.

wp-1477833094675.jpgwp-1477833094674.jpg

Ruj: NYX Wicked Lippie – Trickery Supercherie.

wp-1477833094678.jpg