Etiket arşivi: türkçe

Ergenlik öfkesi, 16. Yüzyıl İlhamı ve Gelecek Özlemi: DB Berdan Sonbahar/Kış ’17/18 Koleksiyonu

Defilenin üzerinden birkaç hafta geçti ve ben size DB Berdan defilesinden bahsedemedim. Ama bu defile üzerine bir yazı yazmadan içim rahat edemeyecek; çünkü Deniz ve Begüm Berdan ikilisinin Sonbahar Kış 17/18 defilesi, her zamanki gibi tasarımlarında olduğu kadar sunumunda da eğlenceli ve sürprizliydi.

Salonda “IS THIS THE REAL LIFE? IS THIS JUST FANTASY”* şarkı sözlerinin patlamasıyla başlayan defile, birbiri ardına hızlı ve öfkeli parçaların yüksek enerjisiyle devam etti. Çoğu kendi ergenliğimi hatırlatan parçaların eşliğinde podyuma çıkan kıyafetlerden birkaç tanesini gördükten sonra kıkırdamaya başladım; ellerindeki telefonlarından başka bir şeyle ilgilenmeden, ayaklarındaki kocaman botları sürte sürte ilerleyen mankenler (burası benim kendi ortaokul yıllarındaki halimin kulaklarını çok çınlattı), belli ki “teenage angst”, yani “ergen öfkesi”ni canlandırıyorlardı._mt_2858 Baskılarıyla tanınan markanın bu seferki sloganları “no fucks given” ve “are we there yet” (hepimizin bir dönem arabanın arka koltuğundan homurdandığı “daha ne kadar var”) tümceleriyle bu ergen göz devirmesi hissiyatı pekişmiş oldu. Defilenin sunumundaki ergenlik referansları, çeşitli dönemleri çağrıştırıyordu, örneğin müzikler çoklukla kendi ergenliğimi hatırlatırken, mankenlerin suratlarının tam önünde tutarak ilerledikleri telefonlar bugünün ergenliğine göz kırpıyordu. Tabii bugünün ergenliği geleceği temsil ettiğinden, fütüristik bir hava da koleksiyona hakimdi: “are we in future yet?”

_mt_2909Koleksiyondaki teknoloji referansı içeren baskılarla pekiştirilen bu gelecek havası; tamamen zıt bir referansla birleştirilmişti: koleksiyonda kullanılan şekiller, korseler, abartılı kalça ve omuz detayları, hatta bir adet Kraliçe Elizabeth baskısı, 16. yüzyıldan ödünç alınmıştı.
Geçmişe dair bu siluetler, DB Berdan’ın imzası sayılabilecek parlak renkler ve gotik cyberpunk havasıyla birleşerek yenilenmiş ve kendine has bir hale bürünmüştü.

Defile bana bir hayli Sofia Coppola’nın Marie Antoinette filmini hatırlattı çünkü bu film, Marie Antoinette hakkında çekilen diğer filmlerden farklı olarak; genç kraliçenin ergenliğine ve toyluğundan ötürü yaptığı hatalara eğiliyor, filmde kullanılan müzikler ise yönetmenin kendi ergenliğini hatırlatan müzikler olduğundan, bir dönem filmi olarak oldukça aykırı bir kontrast yaratıyor. Bir noktada dikkat ederseniz kraliçenin odasında yığılmış ayakkabıların arasında bir çift converse bile görebilirsiniz. Kesinlikle tavsiye edeceğim bir film, ancak konumuza dönersek; sizi bu defileden güzel bir galeriyle baş başa bırakıyorum**:

 


*QUEEN- Bohemian Rhapsody

**fotoğraflar: http://vogue.com.tr/defile/db-berdan-2017-18-sonbaharkis

Parsons Moda Dekanı Burak Çakmak’la Sürdürülebilirlik Üzerine Bir Sohbet

Mezunu olduğum Parsons New School for Design’da, ben mezun olmadan kısa süre önce, Moda Fakültesinin başına yeni bir dekan geldi. Sürdürülebilirliğe büyük önem veren Parsons, Burak Çakmak’ı, moda sektöründe bu alanda uzun yıllardır yürüttüğü başarılı çalışmalarından dolayı seçmişti. Fashion Revolution ile çalışmalarıma başladıktan sonra, kendisini New York’ta ziyaret ettim ve bol bol tavsiye aldım. Bu ilham verici sohbeti Istanbul-in-Between’de okuyabilirsiniz.

Kadınlar gününü kutlarken unutmamamız gerekenler

ilüstrasyon: Frances Cannon

Tüm kadınların kadınlar günü kutlu olsun! Kutlamalar, tebrikler devam ederken, bir önceki yazımda verdiğim Gratis örneğinde görüldüğü üzere, iyi niyetli de olsa, zararlı algı ve klişeleri besleyen söylemler gırla gidiyor. Bu yüzden bugün gözüme çarpan birkaç noktayı paylaşmak ihtiyacı oldum. Birbirimizin daha iyi yanında olabilmek için, dayanışmayla!

1. Pozitif olduğuna inandığımız değerler dahil, kadınlar (veya herhangi bir insan grubu) hakkında yapılan genellemeler zararlıdır.

Kadın, sırf kadın olduğu için hiçbir şey olmak zorunda değildir. Narin, nazik ve “annelik erdemiyle” bezenmiş olmak zorunda olmadığı gibi güçlü, şefkatli ve güzel olmak zorunda da değildir. Kadın kadındır.

2. Kimin kadın olup kimin olmadığına karar vermek kişinin kendisinin dışında hiç kimseye düşmez.

Şimdi sorgulamadan kabullendiğin o normları yavaşça yere bırak dostum.

3. İkili toplumsal cinsiyet, bir toplumsal inşadır. Cinsiyet de öyle.

“Toplumsal inşa”, insanlar tarafından üretilmiş kültürel kavramlar anlamına gelir. Bir şeyin toplumsal inşa olması, var olmadığı anlamına gelmez. Örneğin, diller de birer toplumsal inşadır ama diller aracılığıyla birbirimizle gayet anlaşabiliriz. Vardırlar ve gerçektirler. Ancak kadınlığın ve erkekliğin var oluşu, bunların tek gerçeklik olduğu anlamına gelmez; bu ikili yaklaşım, son derece kısıtlayıcı bir tutum. Aynı şekilde, çoğu zaman “doğal” kabul ettiğimiz “cinsiyet” olgusu da, aslında yine kimin “erkek” kimin “dişi” olduğuna dair insanlığın kendi yargıları üzerinden vardığı bir sonuç; doğada bunun çok ötesinde bir çeşitlilik mevcut. Bu çeşitliliğin mevcudiyeti, kimsenin kendi kimliğini tehdit etmek zorunda değil; önemli olan kadınları kutlarken bu çeşitliliğin ve algıların farkında olmak.

Kadınlar günü adına had safhada cinsiyetçi reklam yapan Gratis’i alkışlarla uğurluyoruz

Kozmetik ve bakım mağaza zinciri Gratis, Kadınlar Gününü kutlamak adına “Kadınlar Olmasa” isimli bir reklam videosu çekmiş. Genç bir erkek, bir Gratis mağazasında dikilirken daldığı hayalde, kadınların olmadığı bir dünyada alabildiğine sıkılmakla meşgul. Hayal dünyası siyah beyaz, bir de ne kadar sıkıldığını anlamazsak diye bayık bir müzik eklenmiş arka plana. Sonra neyse ki yakışıklı oğlanımızın kız arkadaşı “aşkııım” diye koluna girerek kendisini bu kabustan kurtarıyor. Bol bol makyaj ve bakım ürünü alarak kasaya doğru ilerliyorlar. Mutlu son.

Reklamın verdiği ana mesaj, “kadınlar erkeklerin dünyasına renk katmak için varlar, kadınlar olmasa erkekler çok sıkılır, kadınlar iyi ki var.” Gratis burada ana müşteri kitlesinin kadınlar olduğunu tamamen unutmuşa benziyor; kadınların varoluş amacının ne erkeklerin hayatını renklendirmek olmadığını hatırlatmak zorunda kaldığımıza inanamıyorum sevgili Gratis, hele de kadınlar gününde.

 

Manifold.press: Kral Çıplak Değil, Bej Giyiyor!

2010’lu yılların, “ha bitti ha bitecek” derken her sezon bir kademe daha yükselen trendi: ‘Ten rengi’, ya da hangi dilde konuşulursa konuşulsun ana akımda tercih edilen adıyla nude. Nude, çıplak demek; modada ise nude, üzerinde bir şey yokmuş izlenimi yarattığı düşünülen renklere verilen isim. Ama bu renk, üzerine giyen insanların sadece çok küçük bir kısmının ten rengine denk geliyor; askıda bakıldığında ise, bildiğin bej! Kırk yıllık bejin nude olarak paketlenip tekrar piyasaya sunulduğu, kapış kapış gittiği moda dünyasında —şöyle az yüksek bir basamak bulup kendime— Amerikan filmlerinin kaldırım kâhinleri gibi bağırmak istiyorum moda dünyasına: “Kral çıplak değil, bej giyiyor!”

Devamı http://manifold.press/kral-ciplak-degil-bej-giyiyor

Disney’in Fantasia’sı Temalı Mary Katrantzou Defilesi

Mary Katrantzou’nun Sonbahar/Kış defilesinin görür görmez beni büyülemesindeki tek etmen, çocukken defalarca, belki yüzlerce kez izlediğim Fantasia’dan sahneleri desenlerinde kullanması değil. Bu desenleri kullanırken kullanılan tekniklerde kolaya kaçılmadığı her halinden belli, boncuk işçiliği tanık olmak için çok geç doğduğum bir dönemin Paris atölyelerini hatırlatıyor. Hatta bu defilede, couture’ün geçmişine referansta bulunan tek şey, detaylara gösterilen özen değil, siluetlerde moda tarihinin birçok farklı döneminden bir şeyler ödünç alınmış. Bana en çok varlığını hissettiren referanslar ise; ayakkabı modelleri ve kumaş kullanımı ile 1800’lü yılların sonları ve işlemeleri ve elbiselerin vücuttan dökülüşü ile 1920’li yıllar. Bu tarihi referanslar, 90’lı yılların Fantasia’sının desenlerinin soyutlanmış zerafetiyle bürünmüş olunca, beni bütün hassas noktalarımdan vuran bir defile olmuş…

 

 

Moda Tarihi Yazı Dizisi Devam Ediyor: Balenciaga, Givenchy ve Courreges

Modakariyeri.com ile geçen sene başladığımız moda tarihine devam ediyoruz.

Kumaş büyücüsü ve basın düşmanı Cristobal Balenciaga, Audrey Hepburn’un tarzıyla eş anlamlı hale gelen Hubert de Givenchy, ve 1960’ların Uzay Çağı estetiğinin sorumlularından Andre Courreges‘in hayatları ve çalışmaları yayında!

Serinin tamamı için 

Popupla.co Lansmanında Tanıştığım 10 Yaratıcı Marka

16649090_713637438795933_189301678807708000_n-1Popupla.co,  tasarımcı ve markaları yaratıcı mekanlarla buluşturarak kolayca birer pop-up mağaza açabilmelerini sağlayan bir girişim. 8 Şubat’ta Kolektif House Levent’te gerçekleştirdikleri lansman partilerinde, kendilerine yakışacak şekilde birçok yaratıcı markanın  standları vardı. Standların başındaki tasarımcılarla tanışıp, her marka hakkında biraz bilgi aldım.

 

1.Kitbox design

wp-1486659856816.jpg

Kitbox design tasarımları, tam olarak “kendin yap” olmasa da, “kendin monte et” anlayışıyla bir kutudan, nasıl bir araya getirileceğine dair talimatlarla birlikte çıkıyor. “Monefold” cüzdanının nasıl bir araya getirildiğini ise tasarımcısından öğrendim:

2. Gegemade

wp-1486659936095.jpg

Gegemade, kağıt üzerindeki karalamaları 3 boyutlu olarak üzerimize giyebilmemizi hayal eden yaratıcı bir marka. Önceleri basit çizgilerle başlayan tasarımlar, zaman ilerledikçe daha ilüstratif bir hal almış, tasarımcı ilüstrasyonları photoshop’ta çizdikten sonra kendisi elde yapıyor, kullanılan malzemeler de özenle seçilmiş, renkli ipliklerle kaplanmış tellerle elde edilen şekiller, doğal taş boncuklarla tamamlanmış.

wp-1486669902667.jpg

3. Collecthings

wp-1486658990099.jpg

Collecthings’in tasarımcısı bir mimar, halen mimar olarak çalışıyor. Markanın ortaya çıkışı oldukça doğaçlama; mücevher yapımı eğitimi alan tasarımcı, eskiden beri çekmekte olduğu mimari fotoğrafları bu eğitimiyle birleştirmeye karar veriyor ve ortaya son derece zarif mimari-geometrik takılar çıkıyor.

wp-1486658990179.jpg

4. Atölye Yeti

wp-1486658989830.jpg

Atölye Yeti, Kadıköy Moda’da bir atöyle/mağaza. Birçok farklı tasarımcının ürünlerini barındıran mağazanın sahibi, popup’a kendi rengarenk tasarımlarıyla katılmış.

wp-1486658990154.jpg

5. Mummu

dsc_0013Mummu, çeşitli metallerden minimalist, aynı zamanda göz alıcı şekiller yaratan bir takı atölyesi.dsc_0014

6. Poplin Homewear

wp-1486658990324.jpgPoplin Homewear, bünyesinde çoğunlukla evde kullanılmak üzere tasarlanmış, üzerinden rahatlık akan ürünler barındırıyor.

7. Barbo Work+Shop

wp-1486658990183.jpgBarbo Work+Shop, bünyesinde seramik içeren farklı ürünler barındıran yaratıcı bir atölye.

8. Agarapati

Agarapati tasarımları, gerçek deriden tamamen elde üretiliyor.

9. PK Design

Pk Design, renki ve eğlenceli bir kırtasiye markası.

10. Atelier Mono

wp-1486658990279.jpg

Atelier Mono, ilüstratör Serkan Akyol’un çizimleriyle süslü aksesuarlar barındıran bir marka.

Paris Couture Moda Haftası: Iris Van Herpen

Dün başlayan Couture Moda Haftası’nda, oldum olası sıradışı tasarımlarıyla bildiğimiz Iris Van Herpen’in podyumunu görünce içimde o müzede etkileyici bir sanat eserine bakarken gelen his hareketlendi. Tekstil teknolojisini optik ilüzyonlar yaratmak için kullanan tasarımcının bu podyumunda, estetik olarak taze bir şeyler var.