Etiket arşivi: beden algıları

Barbie 3 Yeni Vücut Tipi ve 7 Ten Rengi İle Geliyor!

57 Yıldır oyuncak piyasasında satışta olan Barbie Bebekler, ilk defa farklı vücut tipleriyle karşımıza çıkıyorlar… “Fashionista” serisi adı altındaki bebekler, 2016 boyunca piyasaya sürüleceklermiş…

Elbet bu her şey değil, ama onyıllardır güzellik timsali olarak kullanılan Barbie söz konusu olduğunda, bu sembolik olarak o kadar önemli ki… Özellikle oyuncak bebeklerin (genel olarak oyuncakların aslında), çocukların kendi benliklerini yansıttıkları birer araç olduğu düşünülürse, çocuğun bir bebeğe bakıp, bir nebze daha fazla da olsa kendisini görebilmesi, hem de bebeklerine baktığında onların tek tip yerine farklı bedenlere sahip olduklarını görebilmesi o kadar önemli ki… Barbie’lerle oynayarak büyüyen bir çocuktum ben, tutmayın beni seviniyorum!

barbie-realistic-bodies-doll-real-women-2

“Orjinal” Barbie beden tipinin yanında “Kıvrımlı” Barbie

barbie-realistic-bodies-doll-real-women-5barbie-realistic-bodies-doll-real-women-6

Bunlar da “ufak tefek” ve “uzun” vücut tipleri…barbie-realistic-bodies-doll-real-women-4barbie fashionistas

PS. Kıyafetini pek beğenmesem de, şu maviş ve tombul olanı çocukken hayalini kurduğum Barbie olmuş olabilir. Yarın öbür gün almış olarak karşınıza çıkarsam şaşırmayın.

“Yüksek Modada Niye Meme Yok?” Sorusuna Cevaben Bir Moda Tarihi Analizi

Geçtiğimiz hafta 5Harfliler’de yayınlanan Gönülsüz Bir Komplo Teorisi: Yüksek Modada Niye Meme Yok? yazısını üç farklı kişi bana gönderip, fikrimi sorduğunda bu sorunun cevabının peşine düştüm. Burada okuyacaklarınız, moda tarihi ile günümüz moda sektörünün çarkları üzerine bir analiz ile bu günümüz beden ideallerinin kökenini araştırma niteliğindedir. Cevabımı okumadan önce soruyu soran sohbete bir göz atmakta fayda var, ama ben bir alıntıyla özetleyeyim:

“‘Transların ve geylerin belli bir fiziksel görünümü vardır ve kadınlara bu dayatılıyor’ gibi esansiyelist bişey diyemeyeceksem vicdanım rahat ederek, gene de sormak istiyorum o zaman dürüstçe: yüksek modada niye meme yok?”

Öncelikle, tam da bu konunun yüksek lisansını yaptım ve iki sene boyunca doğrudan bu konuyu çözümleyen bir kaynağa denk gelmedim, daha çok sınıflarda birbirimize bakıp “neden böyle oluyor” diye beyin jimnastiği yaptık. Ama moda tarihi bilgimden yola çıkarak analiz kasmaya geldim size.

Yazıda da dendiği gibi, yıllar içinde ideal beden algıları çok değişmiş tabii ki. Yan yana koyup baktığınızda son 100 yılda her dönem farklı bir kadın bedeni parlamış. Ben küçükken insanların bedenlerinin “o zaman” farklı olduğunu düşünürdüm. Sonradan anladım ki o dönemin kapak kızlarına benzeyen genetik piyango vurmuş azınlık dışında herkes vücudunu çeşitli kalıplara -korseler – kemerler – spor sütyenler – diyetler -ameliyatlar – sokarak belli bir “kalıba” uydurmuş elinden geldiğince. Benim bu döngüde gözlemledigim ise, ilk baştadönemin toplumsal değerlerini yansıtan belli başlı figürlerin idealize edildiği, daha sonrasında ise ilk başta özgünlüğüyle dikkatleri üzerine çeken bu figürler, kendilerine benzetilen milyonlar arasında tanınmaz hale gelinceye kadar popüler kültüre mal edildikten sonra elden çıkartıldıkları.

louise-brooks-bob-bangs1
Louise Brooks

Tartışmamızın odak noktasına değinmeden önce biraz uzaklaşıp perspektif kazanmak için başka bir dönemden örnek vereceğim. Aslında bu “memesiz” siluetin ilk cazip görüldüğü dönem olduğundan, aklıma 20’ler örneği geldi. 20’ler dediğimizde ilk akla gelen, kısa saçları ve üstlerinden dökülür gibi duran elbiseleriyle “flapper”lardır. Bu dönemin ikonu, flapperların rol modeli ve küt, kahküllü saçları popüler kılan Louise Brooks’tur. Ben de moda tarihimden cepte olan bu bilgiyle, ilk defa bu sene kendisinin başrolde oynadığı “Prix de beauté” fİlmini ilk izlediğimde, daha filmin ilk sahnesinde çarpıldım! Çünkü, kalabalık bir plajda çekilen bu sahnede, bütün ama bütün kadınların saç kesimi Louise’inkiyle aynıydı. Tabii Louise bu kalabalığın içinde bir yıldız gibi parlıyordu(!)

Dediğim gibi, 1930’da, yani yirmili yılların sonunda, bu görüntü artık çoktan normalleşmiş, Louise’in bir özelliği kalmamıştı. Ve kariyeri öyle bir çöküşe geçti ki, yıllarca hiçbir filmde oynamadı, tamamen parasız kalana kadar söndü… Peki bu flapper imajı neden o zaman bu derece popüler olmuştu? Çünkü bu kısa etekler giyen, sigara içen, kendi başlarına gece klüplerine giden genç kadınlar, kadının özgürleşmesinin sembolüydü. Fakat şimdi o dönemi düşündüğümüzde ilk aklımıza gelen şey olan bu şehirli genç kadınlar, kendi dönemlerinde toplumun çoğu tarafından “ahlaksız” diye yaftalanan, marjinalize edilmiş bir kesimdiler.

fe13abc445cc18d5b5d3517d34393023Şimdi biraz daha yakın döneme gelecek olursak, “süper model”lerin ikonlaştığı 1990’lara bakalım. “Heroin chic”in yükseldiği, Kate Moss’un şu meşhur “nothing tastes as good as skinny feels / hiçbir şeyin tadı, sıska olmanın hissettirdiği kadar güzel değildir” sözünü sarf ettiği doksanlar. Ve onun yükselen popülaritesiyle, ona benzeyen kızların kapakları süslemeye başladığı zamanlar… Sonra, sağlıklı yaşamın bir trend olarak yükselip, “fit” vücutların moda olduğu zamanlar (Görsel için: Britney Spears’ın “I’m a Slave for You” klibindeki karın kaslarını düşünün. Ve şimdi de yükselen androjen idealler! Agyness Deyn’in muhteşem yükselişi ve düşüşü, Freja Beha, Queer’in trend olduğu, Andrej Pejic’in vücudunda toplumsal cinsiyetin kırıldığı zamanlar… Fakat bunlar, tüm kültürel temellük örneklerinde olduğu gibi yüzeysel, sadece beğenilen görseli alıp, içeriği kabul etmeyen idealler. Aynen flapper’larda olduğu gibi.

e01a2e29a2a1db82cc10d481cc5cafd8
1900’lerin S Curve Silueti

Erkeklerin moda üzerinden kadın bedeni hakkında söz sahibi olmasına gelince, bunu da moda tarihinin genelinden ayırmayı biraz zor buluyorum. 1800’lerin sonuna kadar, moda büyük harfle “Moda” olmadan önce, tasarımcılar hep erkekti. Yüzyıllar boyunca, dönemin “yüksek moda”sı sayılabilecek aristokrasinin giyimi, daima korselerle sınırlandırılmıştı. Örneğin, 1900’lü yılların başında moda olan S-curve silueti, kadınların şeklini kimseye doğal görünemeyecek şekilde modifiye ediyordu ama heyhat, moda bu ya… Aşağı yukarı aynı dönemlerde ünlü olan Paul Poiret, tasarımlarında korseleri kaldırmıştı ya,

1cb285e880627bd9b899d5f50a0f9e11
Hobble Skirt Hakkında Bir Karikatür: “Bir de kadınların büyük ilerlemeler kaydettiğini söylüyorlar”

bu sefer adına “hobble skirt” denen, yürünemeyecek darlıkta etekler çıkarmıştı ortaya. Kendisinin “kadınları korselerden kurtardım ama, ayak bileklerini kelepçeledim” dediği rivayet edilir… İlk olmasa da, popüler kültürde Uluslar arası çapta ün kazanan ilk kadın tasarımcı olan Chanel ise, günümüze kadar gelen ününü, döneminde rahatlığı ve sadeliği ön plana koyan ilk tasarımcı olmasına borçludur. Hatta kendisi de erkek rakipleri için bol bol homofobik sözler sarfederek, onların kadın bedeninden anlamadığını iddia etmiştir.

 Tasarımcıların kişisel estetik tercihleri bir nebze etkili olsa da, günümüz güzellik ideallerinin büyük çoğunlukla ekonomik bir oyun olması ihtimalini değerlendirmek gerek. Ne de olsa, moda sektörünün sessiz partnerleri, diyet ve estetik sektörleri. Bunlar, diyet hapları, türlü çeşitli diyet ürünleri, beslenme trendleri, her ay yeni bir tanesi ortalığı kasıp kavuran egzersiz trendleri, estetik ameliyatlar, ve benim şu anda düşünemediğim birçok sektör de bunun parçası. Moda deyince aklımıza gelen ünlü tasarımcı isimleri, aslında koskocaman bir kazanç ilişkileri yumağının sadece minicik bir parçası olarak kalıyorlar. Ve o tasarımcılar, bu karmaşık ilişkilerin sonucu olarak ortaya çıkan beden ölçülerine göre, yani en küçük olana göre tasarlıyorlar ve sonra modelistler bu ölçüleri alıp satılacak ölçülere uyarlıyor… Ancak bu uyarlama sırasında, bedenler photoshop’ta bir karenin sağ üst köşesinden tutup büyütmekten çok daha kompleks biçimlerde değiştiği için sonuçlar gerçekçilikten uzak oluyor, yani memelere barınacak yer kalmıyor…

“Bearded Lady” Harnaam Kaur Kendini Böyle Seviyor (Ben De)

24 Yaşındaki Harnaam Kaur, sakallı güzelliğiyle ses getirdi. Kendini “Bearded Lady/ Sakallı Hanım” olarak tanımlayan Harnaam, yumurtalıklarla doğan birçoğumuzun (buradaki biz mecazi değil ben de bu durumdan muzdaribim) dengeleriyle oynayan Polikistik Over Sendromundan dolayı vücudundaki ve yüzündeki kıllanmayı benimsemiş, şimdi ise sesini herkesin bedenlerinde iyi hissetmesini teşvik etmek için kullanıyor.

 

I call this one "More man than your Man!" Hahaha x 😘 *Androgyny* 'If you love for people's acceptance, you will die from their rejection.' Live for yourself. Never allow anyone's opinions of you devalue you. You are perfect!! 💙💚💛💜 I have never really explored my androgynous side before, so i absolutely loved shooting in women/mens wear.I really should buy more clothes like this. Photo: Velvet D'Amour for Volup2 magazine @volup2 Makeup: Hannah Brewin Smith @hannahb_s Stylist: Ashley Collis #harnaamkaur #beardedlady #beardedwoman #effyourbeautystandards #iammorethan #bodyconfident #bodyconfidence #bodyconfidenceactivist #antibullyingactivist #thedame #thebeardeddame #beardqueen #queenofhearts #androgynyqueen #genderqueer #feminist #diversemodels #thebeardeddame #genderfucker #thedame #diversemodel #plussizemodel #fuckyourbeautystandards #beardedmodel #pansexual #pansexualpride #lgbt #volup2magazine #volup2isdiversity

A post shared by Harnaam Kaur (@harnaamkaur) on

“Eğer başkalarının onayı için yaşarsanız, ölümünüz reddedilmekten olur.”

HarnaamKaur1Harmaan’ın da özgüvende bu noktaya gelmesi çok kolay olmamış. 11 yaşında yüzünde ve vücudunda belirmeye başlayan kıllardan dolayı bedeninden çok utanmış, gizlenmeye çalışmış, başkalarının alayına maruz kalmış ve intiharı bile düşünmüş… Ama sonunda pozitif düşünceyi seçmiş. Saçları ve kılları kesmeyi yasaklayan Sikh inancında vaftiz edilmeyi seçtiği 16 yaşında herşey değişmiş. Harnaam, önce dini bir inançla uzattığı sakalını, artık daha çok kendi için tuttuğunu söylüyor.

Bedtime thoughts! It wasn't me! I have watched the first ever video and read the first ever interview that i did when i came out into the media. And all i can say is that she wasn't me! If i could re-do the photoshoot and the short documentary video again, i ABSOLUTELY would. I was not myself, i was not the real me that i am now. I was still teaching myself to be empowered. I was still teaching my heart to not be scared. I spoke with self doubt and i didn't speak with confidence. I spoke with fear, fear of judgement from a certain sect of people. IT WASN'T ME! I know the video helped many people and it definitely did allow me to reach out to many people who needed to hear the message; but now, i am much more than that video. I can understand that people find my recent interviews and my first ever interview a contradiction of eachother. I see it too. I am holding my hands up to say that i had fear in my heart of judgemental religious people. Now i open up and say things as i want to say things without fear. As i have grown into a beautiful, self empowered and confident woman, i have become fearless and i fear less! I wear what i want, look how i want to look, listen to the music i love, i dance how i want, meet who i want to meet, eat whatever i feel peckish for. I love who i want, i kiss who i adore and i will accomplish my aspirations. I am not scared anymore of honestly and of truly being me. I am a spiritual being, not a religious one. Be fearlessly you, be fearlessly unique. Just be fierce! #harnaamkaur #beardedlady #beardedwoman #harnaamkaursbedtime #fanart #bodyconfident #bodyconfidence #bodyconfidenceactivist #selflove #empowerment #strength #effyourbodystandards #effyourbeautystandards #thebeardeddame #queenbeard #queenofhearts #diversemodel #androgynouswoman #androgyny #genderqueer #feminist #thedame #pansexual

A post shared by Harnaam Kaur (@harnaamkaur) on

İlk röpörtajlarında aşk ve evlilik konularında muhafazakar cevaplar vermiş olarn Harnaam, şimdi medyanın ilk dikkatini çektiği zaman olduğu kişi olmadığını, artık daha özgüvenle ve daha “kendi” olarak konuşabildiğini söylüyor: “İstediğim gibi giyinirim, istediğim gibi görünürüm, sevdiğim müziği dinlerim, istediğim gibi dansederim, istediğimle tanışırım, canım ne çekiyorsa onu yerim. İstediğimi severim, hoşlandığımı öğerim ve hayallerimi gerçekleştiririm. Artık dürüstçe ve gerçekten kendim olmaktan korkmuyorum. Ben spiritüel bir varlığım, dindar biri değil” diyor ve #genderqueer #pansexual diye etiketliyor!

I dedicate this image to today #nationalcomingoutday Most people know that i am Pansexual, and neither do I hide it. Love is Love. I absolutely loved this photo shoot for @volup2 The images have come out great, and hopefully in the near future i will share more of the androgynous shots too. Check out Volup2 Magazines Rebel issue Photographer: Velvet D'Amour Stylist: Ashley @ashleyconorcreative Hair: @rachelhairmua Makeup Artist: Hannah Brewin Smith #harnaamkaur #beardedlady #beardedwoman #effyourbeautystandards #iammorethan #bodyconfident #bodyconfidence #bodyconfidenceactivist #antibullyingactivist #thedame #thebeardeddame #beardqueen #queenofhearts #androgynyqueen #genderqueer #feminist #diversemodels #thebeardeddame #genderfucker #thedame #diversemodel #plussizemodel #fuckyourbeautystandards #beardedmodel #pansexual #pansexualpride #lgbt #volup2magazine #volup2isdiversity

A post shared by Harnaam Kaur (@harnaamkaur) on

Ilüstratör Joanna Thangiah, Çizimleriyle Bedenimiz Hakkında İyi Hissetmemizi Sağlıyor

Çoğunlukla Instagram üzerinden ilüstrasyonlarını paylaşan Joanna’nın hesabını bir süredir takip ediyorum. Bol renkli ve unicornlarla dolu olan Joanna’nın çizimleri, farklı beden tiplerini resmederken, kendi  bedeninde varolmak hakkında pozitif mesajlar içeriyor. Her karşıma çıktığında kendimi hissettiren, çoğu zaman “bunu duymaya ihtiyacım vardı” dedirten Joanna’nın çizimlerini kendi çevirilerimle birlikte sizinle paylaşmak istedim.

img_20151209_200459.png“Sizin göz zevkiniz için burada değilim”

img_20151209_200500.png“İstediğin kadar pasta yiyebilirsin”

img_20151209_200501.png“Bu senin yolculuğun, kimseye açıklamak zorunda değilsin”

img_20151209_200505.png“Senin değerin, kilonla ölçülmüyor”

img_20151209_200506.png“Başka insanların bedenleri hakkında varsayımlarda bulunmaktan vaz geçmemiz lazım”

img_20151209_200508.png“Bacaklarımın arasında ne mi var? Sana ne?”

img_20151209_200510.png“Sizin standartlarınıza uymak için uğraşmayacağım”

img_20151209_200512.png“Sakin olmayacağım!”

img_20151209_200524.png“Adet olduğunda yemek istediklerin için özür dilemeye gerek yok”

img_20151209_200528.png“Sen değerlisin ve kendini kimseye kanıtlamana gerek yok.”

img_20151209_200529.png“Kendini iyi hissetmek için dergilerdeki insanlara benzemene gerek yok!”

img_20151209_200530.png“Eğer bir kıyafet kendini iyi hissetmeni sağlıyorsa, giy onu!”

img_20151209_200531.png“Akıl sağlığın için ayırdığın o günlere kesinlikle gerek var!

img_20151209_200536.png“Cinsel objeye indirgenmeden her istediğini giyebilmek ne güzel olurdu”

img_20151209_200540.png“Vücudunun nasıl işlediğini bir tek sen bilirsin. Nasıl istiyorsan ona öyle bak!”

img_20151209_200541.png“Kendine bütün duyguları hissetmek için izin ver!”

img_20151209_200545.png

“Kendi süper kahramanın olacak güç sende var”

 

img_20151209_200548.png“Çok basit: sik kafalı bir kadın düşmanı olma!”

img_20151209_200551.png“Sokakta laf atmak iltifat değil, tehdittir!”

img_20151209_200558.png“Önyargını espiriymiş gibi sunsan da hala komik değil.”

img_20151209_200550.png“Gerçek dışı idealleri normalleştirmekten vazgeçelim”

img_20151209_200600.png“Bedenini seviyorsan övgüyü hakkediyorsun! Kaç beden olursan ol yapması kolay değil.”

 

img_20151209_200601.png“Sevgili Medya, çeşitlilikten yoksunluğun, senin idealistik kalıplarına uymayanlarımıza çok zarar veriyor.”

img_20151209_200603.png“Bir kadın düşmanıyla birlikte olacağıma kedili kadın olmayı yeğlerim”

img_20151209_200604.png“Bedenlerimizin sürekli daha iyi olması gerektiğini düşünmek zorunda kaldığımız bir toplumda yaşıyoruz. Yeter ama!”

img_20151209_200605.png“Göbeğin muhteşem, içine çekmeye gerek yok!”

img_20151209_200607.png“Medyanın güzellik tanımının kendin olmanı engellemesine izin verme”

img_20151209_200608.png“Değişmek istediğin için değiş, toplum senden bunu beklediği için değil”

img_20151209_200615.png“Makyaj yap, ya da yapma. Kendini nasıl sunmayı seçiyorsan bu gayet geçerli.”

img_20151209_200616.png“Başkasının bedeniyle ne yaptığı sizi hiç ama hiç ilgilendirmez”

img_20151209_200618.png“Yemek, bedenini beslemek için var, takıntı yapmak için değil”

img_20151209_200620.png“Rıza meselesi gayet basit. Önce sor! Eğer hayır derse veya cevap veremeyecek vaziyetteyse, onu rahat bırak!”

img_20151209_200621.png“Kimsenin sana, seni neyin güçlü ve özgür kıldığını söyleme hakkı yok!”

img_20151209_200628.png“Benim bedenim benim kurallarım”

#droptheplus: “Plus Size” Modelin İsyanı

Model Stefania Ferrera’nın moda endistrüsine bir çağrısı var: #droptheplus, yani mankenlerden bahsederken “Büyük Beden Manken” demeyi kesin. Diyor ki “Ben bir mankenim NOKTA.”

pios92txzvn1lgdlmlrs2vqrvh5xxz2yxj6ll0rdvqaqe6whaijpy4jv9ipyrwvu

Blogumla birlikte Instagram hesabımı ilk açtığımda bio kısmına “Büyük beden değil şişman” yazmıştım. Dikkat eden varsa o kısmı haftada bir değiştirdiğim için artık öyle yazmıyor ama, uzun süredir bu konuda konuşmak istiyorum. Şimdi tekrardan bir süre önce ses getiren bu kampanyaya denk geldim… Ve şişman olmak üzerine söylemek istediğim her şeyi bir anda söyleyemeyeceğim ama buradan başlamanın uygun olduğuna karar verdim.

Stefania Ferrera’nın kampanyası ne diyor? Mankenlik mesleğinde, 32 bedenin üzerindeyseniz size “büyük beden” damgası yapıştırılıyor. Ortalama bir kadının bedeni göz önünde bulundurulursa bu tamamen bir saçmalık… Taşıdığı ima ise şöyle bir şey:

32 beden = Manken = bildiğin manken işte normal

32+ beden = Büyük Beden Manken = burada normal olmayan bir şeyler var

Benim “büyük beden değil şişman” yazarken anlatmaya çalıştığım da böyle bir şeydi işte…

Etiketler kıyafetler içindir insanlar için değil. “Şişman” bir hakaret değil bir sıfat.

Demiyorum ki, kalkın etrafınızdaki insanlardan bahsederken rahatlıkla “o da şişman işte…” deyin. Dediğim şu: karşınızdaki insan şişman olduğu için bir şeylerin yanlış, anormal olduğunu düşünmeyin. Kendinizi bu fikirden arındırın. Tüketim toplumunun koşulladığı değer yargılarından kurtulun.

Stefania’ya karnına “I am a Model” yazma ilhamını veren ise Avustralya’nın “Biggest Loser” yarışmasından Ajay Rochester. Ajay, bu hareketi karnına BEN BİR KADINIM yazarak başlatmış…

BEN BİR KADINIM

Bu Gerçek Hayat Değil: Instagram Ünlüsü Genç Kız Fotoğrafların Ardındaki Gerçekleri Göz Önüne Seriyor

Essena O’ Neill, 19 yaşında. Yaklaşık 15 yaşından beri sosyal medyada “ünlü” olmuş. Hayatını sosyal medyada başka insanlara güzel görünmeye çalışarak harcadığını fark ettiğinde, ” bu oyunu değiştirmeye” karar vermiş. Bu amaçla www.letsbegamechangers.com‘u kurmuş. Instagram hesabından yüzlerce resmi silerek, bıraktıklarının altındaki “caption”ları değiştirerek fotoğrafların ardındaki gerçekliği gözler önüne sermiş! Essena’nın bir zamanlar birçok markanın reklamını yaptığı profili artık yok.

Essena, lise yıllarının çoğunu kendini başkalarına beğendirmeye çalışarak geçirdiğini anlatıyor. Kısa sürede, kendi ifadesiyle, “like”lara bağımlı olduğunu ve haftada 50 saate kadar bu işe ayırdığını, daha sonra ise takipçi sayısının artmasıyle reklam kabul etmeye başladığını yazmış. Fotoğrafların altındaki yazıları değiştirerek koydukları ise, sosyal medyadaki mutlu ve sağlıklı görünümün nasıl bir ilüzyon olduğunu gösteriyor.

essena1

“GERÇEK HAYAT DEĞİL – karnım güzel görünsün diye 100den fazla birbirine benzer poz verdim. O gün hiçbirşey yemezdim. Az biraz gurur duyabileceğim bir tane olana kadar küçük kardeşime fotoğraf çekmeye devam etmesi için bağırırdım. Evet hakikaten #goals*”

essena2

“GERÇEK HAYAT DEĞİL – bu elbiseye para vermedim, Instagrama güzel görünmek için sayısız fotoğraf çektim, gittiğim partide inanılmaz derecede yalnız hissettim.”

essena3

`Bu elbisenin fotoğrafını yüklemek için 400$ aldım. O sırada aşağı yukarı 150 bin takipçim vardı. 500 bin takipçiyle bir paylaşım için 2000$’a kadar ödeyen (büyük bütçeli) online markalar biliyorum. Markalarla anlaşmakta yanlış bir şey yok, sadece insanların bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu fotoğrafın bir özelliği yoktu, elbise etik bir şekilde üretilmemişti (o zamanlar böyle şeyleri bilmiyordum). Demek istediğim SOSYAL MEDYA GERÇEK DEĞİL. İnsanların neyin reklamının yaptığının bilincinde olun, ve kendinize sorun: bu fotoğrafın amacı nedir?`
essena4“O gün, kendimi iyi hissetmemi sağlayan tek şey bu fotoğraftı. Ne kadar da depresif. Kaslı bir vücut sahibi olmak insanların erişebileceği tek başarı değil.”

Essena’nın kendi hakkında anlattığı hikayeyi çok önemli buluyorum. Onun deneyimleri, sosyal medyayı, özellikle sosyal medyanın şirketler tarafından çıkarları için nasıl manipüle edildiğini anlamak için çok önemli. Bir de sosyal medyada ünlü olmanın bu kadar genç bir insanın psikolojisine nasıl bir etkisi olduğunu anlamak için çok içten bir pencere açıyor bize Essena. Ancak eğer “İŞTE SOSYAL MEDYA GENÇLERİ BÖYLE KÖTÜ ETKİLİYOR SELFİE TÜ KAKA” diye bağırmak istiyorsanız durun. Bu yazımı bu emellerinize alet etmenize izin vermeyeceğim! Neden biliyor musunuz? Çünkü sosyal medya, aynı zamanda insanlara başka yerde bulamadıkları dayanışma ortamını sunuyor, selfie çekmek özgüven kazanmaya bir araç olabiliyor! Örneğin ben bu bloga başladığımdan beri hayatımda ilk defa internete bikinili fotoğrafımı koydum (Yaklaşık 6 yaşımdan beri bırak bikiniyi, mayolu fotoğrafım yok), ve Instagram’dan gelen tepkilerden anlıyorum ki, fotoğraflarımı görenlerden aldığım tepkilerin bana güç verdiği gibi, benim fotoğraflarım da başkalarını cesaretlendiryor ve böylece kendimizi ve bedenimizi olduğumuz gibi sevmeye hep beraber bir adım daha yaklaşmış oluyoruz!

a1eff9b4e7c5d2252aafc8af85742800


*#goals – hedefler. sosyal medyada erişilmek istenen noktayı temsil eden bir fotoğrafın altına yapılan yorumlarda kullanılan popüler bir hashtag.

fotoğraflar buradan, çeviriler bana aittir.

Cara Delevingne Modelliği Bırakıyor: Nedenine İnanmakta Hiç Zorlanmayacaksınız!

Cara Delevingne modelliği bırakıyor, ve nedeni moda sektörünün gerçekdışı güzellik standartlarının ta kendisi.

tumblr_mes8ymvMAq1qhtdsto1_500

Cara Delevingne modelliği bırakacağını (kesin, hakikaten) açıkladı! Ki bu son yılların tartışılmaz gözdesi, moda sektöründeki herkesin kapısında sıraya girdiği, tonlarca markanın yüzü olan Cara. Kalbi taştan olmayan herkes gibi ben de gönlümü azıcık ucundan ona kaptırmış olduğumdan bu habere üzülür gibi oldum. Ama hemen arkasından sebebini okuyunca üzülemedim:

Modellik mesleğinin gerçekdışı güzellik standartları ve kendisine yüklenen beklentiler onu çok yormuş, kendisinden ve bedeninden nefret edecek hale getirmiş.

download (2)“Sedef hastalığı filan geçirdikten sonra artık moda işleri yapmıyorum. Bir noktadan sonra modellik beni biraz boş hissettirdi. Bir insan olarak kendimi geliştirmeme hiç mahal vermedi. Ve sanki ne kadar genç olduğumu unutmuştum… Kendimi o kadar yaşlı hissediyordum ki…”

tumblr_nss0eapbG31uz0xxto1_500“Aylarca tetikte bir halde yaşadım. Sürekli gergindim. Bu aynı zamanda psikolojik bir mesele çünkü bir kere kendinden, bedeninden ve görünümünden nefret edersen, durum gittikçe daha kötüleşiyor.”

tumblr_mdsznb3Soa1rnihhao1_500“Ben biraz feministim ve bu beni hasta ediyor […] Çok korkunç ve iğrenç bir şey. Bu işe çok gençken başlıyorsun ve maruz kaldıkların… hiç de harika değil.”

Cara işi bırakınca moda sektörü daha mı iyi olacak? Hayır. Cara daha iyi olacak.

raw

Ve bırakma sebebini bu denli dürüstçe ifade ettiği için onu seven ve kendine örnek alan bir yığın genç daha iyi olacak. Belki moda sektörünü de sarsar en popüler modelinin bu ifadeleri… Belki. Biraz.

tumblr_n0boq22efi1sodhulo1_r1_500


Çeviriler bana aittir. Buradan.


KoModa Ejderi (WP) | Facebook | Twitter | Tumblr | Instagram

Bir De Benden Dinleyin: 18 Ülkenin Güzellik Algıları (Feminist Killjoy Edition)

Ortalıkta bol bol dolanan bir haber, bir kadının vücudunun 18 farklı ülkeden kişiler tarafından fotoşoplanarak kendi ülkelerinin güzellik algılarına uygun hale getirilmesi. Son bir haftadır her yerden çıktı zaten, her gördüğümde doldum, doldum sonunda yazdım. Warning: Contains Feminst Killjoy

wpid-mobile-21612-1439509823-10.jpg

Merak etmeyin, mevzuyu henüz duymadıysanız da şimdi anlatacağım. Ama başlamadan hep beraber bir şey yapabilir miyiz? Yukarıdaki kadın resmine bakıp beğendiğimiz 5 özellik bulalım. Zorlamanız gerekirse zorlayın. Hadi 5 olmak zorunda da değil. Fazlası mı var? Canıma minnet! Ben başlıyorum:

  1. Dolgun ve duzgun karnını
  2. Omuz kalça orantısını
  3. Ellerini
  4. Dolgun baldırlarını (bende de var seviyorum)
  5. Duzgun bacaklarını

Beğendim.

Tamam şimdi mevzu şu: geçtiğimiz sene Esther Hönig isminde bir sanatçı kendi portre fotoğrafını dünyanın dört bir yanına yollayarak onu fotoşopla güzelleştirmelerini istemişti. Sonuclar cok paylaşılmıştı, illa denk gelmişsinizdir.

İşte şimdi bir Ingiliz “online doktor” sitesi bu projenin bir benzerini, bu sefer bir tam vücut fotoğrafı kullanarak (yukarıdaki) yapmış. Tabii bariz bir viral reklam girişimi bu, olabilir. Tuttu da. Ben bu siteyi merak edip ana sayfasını açtım. “Genel problemlerde ve utanç verici durumlarda sizi doktorunuzu ziyaret etme derdinden kurtarır” yazıyordu. (?!?!?!) Tabii çözüm önerdikleri problemlerin çoğu cinsel yolla bulaşan veya genital organlarla ilgili dertler. E aferim…

Neyse viral… peki nasıl geliştirilmiş bu proje? Firma, çeşitli ülkelerden tasarimcılarla iletişime geçerek, şu talımatları vermişler:

“Vücudunu fotoşoplayın. Buradaki fikir, bu kadını fotoşopla kendi ülkenizin vatandaşları için daha çekici olacak bir hale getirmek. Güzellik algılarının ülkeden ülkeye nasıl değıştiğini keşfetmeyi hedefliyoruz. Projeye başka tasarımcılar da dahil. Kıyafetleri değiştirebilirsiniz, ancak vücudu görünür olmalı. Çıplaklık yok. Vücuduna ve şekline dair bütün diğer değişiklikler size kalmış.” (çeviri bana ait)

Bu 18 tasarımcının 14’ü kadın 4’ü erkekmiş. Erkek tasarımcıların da fotoğraf üzerinde oynamadan önce kadınların fikrini alması talep edilmiş. Bu tasarımcıların 3’ü firmanın önceden tanıdığıyken, çoğu freelance sitelerinden bulunmuş.

Ben konu hakkında canımı sıkanları sıralamaya devam etmeden önce fotoşop sonrası ortaya çıkanları paylaşayım:

Bu editleri gördükten sonra rapordaki ve bu konuda yapılan haberlerdeki “tasarımcı” sözcüğünü biraz abartılı buldum, “çeşitli seviyelerde fotoşop bilen bazı kişiler” daha uygun bir hitap oluyor sanki.

wpid-img_20150817_192614.gifFeminist Killjoy Mode, Activate!

Benim bu kişilere gönderilen talimatlarda takıldığım nokta, “kendi ülkenizin vatandaşlarına çekici gelecek hale getirin” oldu. Peki sorun ne ?

  1. Çekici sözcüğü. Projeden bahseden haberlerde genel olarak kullanılan “güzellik algısı” terimi zaten bu kadının güzelliğinin başkalarının algısı tarafından belirlendiği imasını taşıyor, ancak “çekicilik” kavramı (orijinal metinde attractive), üzerine bir de cinsel olarak arzulanabilir olma nüansını katıyor.
  2. Hal böyleyken, bütün bir ülkenin çekici bulduğu beden tipi tek bir görsele nasıl sığdırılıyor? Hayır ben ve benim en yakın arkadaşlarımın bile çekici buldukları arasında bu kadar fark varken, bütün bir ülke nasıl olup da aynı şeyi düşünğyormuş anlayamadım da ondan soruyorum.

Güzellik Algısı. Yahu bu sözcük göreceli, yani kişiden kişiye değişen bir estetik beğeni değil miydi? Güzellik? Yoksa bu araştırmanın esas incelemeye çalıştığı şey “Medya, diyet ve moda endüstrilerinin el birliğiyle bizi beğenmeye ve amaçlamaya yönlendirdiği standartlar” olmasın? Sürpriz! Aslında ilk bakışta birbirinden ÇOK farklı görünen fotoğrafların değişimleri aslında hep aynı yönde. Bakın:

  • Kadının kilosu hep azalıyor, artan yok!
  • Memeler çoğunda büyütülmüş, küçülen yok.
  • O baldırlar arasındaki uzaklık daima azaltılmış, çoğunda yok edilmiş!

Bunun dışında görsellerin her birinde birbirinden farklı ufak tefek değişiklikler var. Dolayısıyla buna bakan her kadının kendi vücuduyla ilgili beğenmediği noktanın yanlış veya çirkin olduğunu onaylayan bir değişiklik, 18 fotoğrafın birinde illa ki var. Benim yazıya başlamadan önce bu kadının güzel yanlarını saymamızı istemem de ondan. Çünkü bize bir gün bir mail gelip bunu talep etmese bile zaten çoktan kusur bulmaya koşullanmış vaziyetteyiz. Bu tip viraller de çaktırmadan, saman altından, bu algılarımızı besliyor.

il_570xN.191233526Hadi şimdi de kendiniz hakkında beğendiğiniz 5 şey bulun. Ya da 100. Üşenmiyorsanız yorumlara yazın. Benim beğendiğiniz yanlarımı da yazabilirsiniz. Ya da buraya hiç yazmayın, gidin sevdiğiniz birine iltifat edin. Hayatınızdaki insanlara iltifat etmekten çekinmeyin, çünkü her gün farkında olmadan maruz kaldığımız yüzlerce görsel bize kusur bulmaktan hiç geri kalmıyor.

KoModa Ejderi (WP) | Facebook | Twitter | Tumblr | Instagram