Yerine göre, vücuduna göre giyin(me)mek

Dün Facebook’ta çok sevdiğim drag queen Detox’un bir fotoğrafını gördüm, 3 yıl önce New York’ta bir tiyatroda kendisini gördüğüm gece geldi aklıma. O anda günlerden perşembe olduğunu fark etmemle Instagram’a sarılıp o gecenin sonunda kendisini yakalayıp çektiğimiz selfie’yi postladım. O geceden kalan fotoğraflara bakarken, üzerimdeki tişörte takıldı gözüm. BDSM kılığıyla “Hit Me” diyen bir pinata’nın olduğu tişörtü giymeyeli çok olmuştu, özlem bastı giymeye karar verdim.

hitme
Hit Me! By Nacho Diaz

Tişörtün dar kesimi dolayısıyla kotla vb. değil de, belden aşağı inen bir etekle giyince daha bir hoş duruyordu, bir de o (suni) deri eteğimle çok hoş duracaktı. Dışarı çıkıyordum çıkmasına da en fazla Kadıköy’de iki tur atacaktım, kıyafet biraz parti kıyafeti filan gibi olmuyor muydu sanki? Sonra güldüm ve hiçbir zaman kıyafetin nereye uygun olup olmadığını takmadığımı hatırladım. Elbette profesyonel veya şık bir mevzuu olduğunda duruma göre giyinirim; yine kendim olmaktan fazla ödün vermemeye çalışarak, birkaç kere denedim benden beklendiğini düşündüğüm şekilde giyinmeyi, sonuç sadece kendimi rahatsız ve sahtekar gibi hissetmek oldu. Halbuki sosyal hayatta böyle bir sınırlamaya bile gerek yok, yürüyüşe çıkarken pullu payetli giyinmek istiyorsam niye giyinmeyeyim ki?

lidow_201677194039464.jpg

Bu kıyafeti giyerken iknci takıldığım nokta ise, eteğin kısalığı oldu. Kısa etek giymek yapmadığım şey değil de, normalde taytla giyerim, gel gör ki yazın ortasında bir kat daha fazla kıyafet eklemek istemeyiverdim. Kısa dediğim de, öyle minicik bir etekten bahsetmiyoruz ama, şişman kadınlar genellikle orasını-burasını saklamaya yönelik baskılandığından, İstanbul sokaklarının alışık olmadığı bir bacak miktarını gezmeye çıkarmış olacaktım. Son birkaç yıldır geçirdiğim body-positvity süreciyle kendi bedenimle çok daha barışık olsam da, hala insanlarla ve ait olmadıkları yerlere sokuşturmaya bayıldıkları fikirleriyle pek barışık değilim, barışmaya da pek niyetim yok açıkçası. Pes edip eteğin altına bir tayt geçirmeyi düşündüm, ama kıyafetimin o halini o kadar beğenmiştim ki bozmaya pek niyetim yoktu, orta yolu bulup çok rahatsız olursam diye çantaya bir tayt atıp, akşam çıkarken hep yanıma aldığım gömleği de belime bağlayıp çıktım dışarı.

photogrid_1467931696384.jpg

Eh, plaj dışında açık havaya temas etmeye alışık olmayan baldırlarımla sokakta yürümek biraz tuhaf geldi, gördükleri bacak miktarına alışık olmayan bazı kişilerin bakışlarını hayal etmediğimden de eminim. Ama sonunda güzel bir kıyafetle güzel bir akşam geçirdik. Kendini iyi hissettiğin bir kıyafetin en önemli katkısı zaten, mutlu anılarınıza dahil olması.

the-bfg-posterBu arada, biraz plansızca BFG’yi seyretmiş olduk, kesinlikle tavsiye ediyorum. Hele de Roald Dahl seven, çocukluğunun en sevdiği filmlerinden biri Mathilda olan bünyeler için kaçırılmaz bir film! Bütün film boyunca kıkırdadım, birkaç tane gülme krizine girdim, çok tatlı, çok güzel, bol ışıklı bir film. Dış dünyaya keskin bir kontrastla, iyi geliyor.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s